SAĞLIK

Zayıflama Gerçeği

Zayıflama Gerçeği

Eklenme Tarihi: 18 Aralık 2010

Ne yaptıksa bir türlü istediğimiz oranda ve istediğimiz şekilde kilo veremedik diyorsanız bu haberi dikkatli okuyun.

Obezite Nedir ( ŞİŞMANLIK- FAZLA KİLO ) Nedir?

Tanımı

Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Obezite, besinlerle alınan enerji miktarının, metabolizma ve fizik aktivite ile tüketilen enerji miktarını aştığı durumda ortaya çıkar.

Obezite, insan vücudunda kalp ve damar sistemi, solunum sistemi, hormonal sistem, sindirim sistemi gibi sistemleri etkileyen ve birçok önemli rahatsızlığa zemin hazırlayan bir hastalıktır.

Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık, iktidarsızlık, safra kesesi hastalıkları, taş oluşumu, bazıkansertürleri,obeziteile doğrudan ilişkili hastalıklardan birkaçıdır.

Sonuç olarak obezite, insan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen birhastalıkolarak tanımlanabilir.

Yapılan araştırmalara göre, obezite özellikle son 20 yılda, bütün dünyada süratle artmakta ve bir salgın hastalık gibi yayılmaktadır. Bu salgından ülkemiz de etkilenmektedir. Kadın nüfusumuzun yaklaşık üçte biri, erkek nüfusumuzun da yaklaşık beşte biri obez, yani şişmandır.

NASIL SAĞLIKLI ZAYIFLARIM?

Vücut nasıl kilo kaybediyor ?

Alınan enerji = Harcanan enerji kilo sabit Alınan enerji > Harcanan enerji kilo artışı Alınan enerji < Harcanan enerji kilo kaybı

Bu denklemden çıkartmamız gereken sonuç harcadığımız enerjiyi arttırmamız gerektiği yada aldığımız enerjiyi azalmamız gerekir.

1-Spor yaparak harcadığımız enerjiyi artırmış oluruz ama sporun düzenli yapılması günlük yürüyüşler ve basit egzersizler şeklinde yapılması gerekir bu durum birçok çalışan insan için çok zordur.

2-Diyet yaparak konusunda uzman bir diyetisyen ile görüşüp sizin bünyenize yaşam tarzınıza uygun hazırlanacak diyetleri uygulayarak zayıflayabiliriz.

3-Kalori açığı oluşturacak ürünler ile bu konuda SAFRAN ZAYIFLAMA ÇAYI size bağırsaklardaki yağ emilimini asgariye indirerek ve vücutta oluşturacağı kalori açığına bağlı olarak zayıflamanızda yardımcı olacak bir üründür.

;
Teknoloji Harikası; Kolunuza Takıp Götürün - Video

Teknoloji Harikası; Kolunuza Takıp Götürün – Video

Eklenme Tarihi: 10 Kasım 2010

Teknoloji harikası bu uygulama görenleri hayrete düşürüyor. Bilgisayarı adeta elinizin üzerinde taşıyabiliyorsunuz. Bu uygulamayla herşeyi tam karşınızda görebileceksiniz. işte Mükemmel teknolojinin videosu.

;
Yazı Bağlantısı  |  Etiketler: ,
Sarımsak Kokusunu ne giderir? işte cevabı

Sarımsak Kokusunu ne giderir? işte cevabı

Eklenme Tarihi: 2 Eylül 2010

Sarımsak kokusunu bir tek o gideriyor…

Amerikalı uzmanların yaptığı araştırma sarımsak kokusunu, bir bardak süt içmenin giderdiğini tespit etti. Uzmanlar, “Sarımsakta bulunan ‘AMS’ adlı bileşen, sindirim sırasında parçalanmadığı için ağız ve vücutta kokuya neden oluyor. Bir bardak süt ise sarımsağın içindeki bu bileşenin parçalanmasını sağlıyor ve kokuyu yüzde 50 azaltıyor” diye konuştu. Uzmanlar diş fırçalayınca bile gitmeyen kokunun süt tarafından giderildiğini savundu.

SARIMSAĞIN FAYDALARI

* Savunma sistemini kuvvetlendirmesi en çok bilinen sarımsak faydası olarak belirtilebilir.

* Beyaz kan hücrelerinin sayısını artırarak bağışıklığı kuvvetlendirir.

* Antiseptik ve antibiyotik özellik taşır. Bakteri ve mantarın üremesini önler. Doğal bir antibiyotik olarak bakteri ve virüslere karşı direnç kazandırır.

* Sarımsak kullanımı kalp hastalıklarının ortaya çıkma riskini düşürür. İyi kolesterolü artırır kötü kolesterolü ve trigliseritleri azaltıcı etkisi vardır.

* Damar tıkanıklığına karşı korur. Yüksek tansiyonu olanlar için yararlıdır. Kan basıncını düşürücü etkisi vardır. Anti-hipertansif ilaçlara benzer etki göstermekle beraber onların yan etkilerine sahip değildir.

* Kan dolaşımını düzenler.

* İçerdiği antikanser maddelerle sarımsak kanser önleyici bir besindir. Doğal öldürücü hücrelerin sayısını artırmak suretiyle bağışıklık sisteminin etkinliğini artırıcı etkisi bulunur.

* Sarımsak hakkında yapılan araştırmalar prostat bağırsak mide kanserine yakalanma olasılığını düşürdüğünü göstermektedir.

* Şekeri dengeler.

* Sarımsak yararları arasında sigaranın olumsuz etkilerini gidermeye yardımcı olması da vardır.

* Sarımsak saç dökülmesine karşı önleyici ve saçkıran sorununa karşı da kullanılmaktadır.

;
'Böcek ısırığına kolonya sürmeyin'

‘Böcek ısırığına kolonya sürmeyin’

Eklenme Tarihi: 31 Ağustos 2010

Dermatoloji Uzmanı Dr. Kadriye Çimen, bazıları şiddetli alerjik reaksiyonlara yol açabilen böcek ısırıklarına karşı tedbirler alınması gerektiğini ifade etti. Çimen, böceğin ısırdığı yere kolonya sürülmesinin yanlış olduğunu bildirdi.

Özel BSK Konya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Kadriye Çimen, böcek ısırmaları karşı alınması gereken tedbirlerle ilgili bilgiler verdi.

Basit bir sivrisinek ısırığından akrep sokmalarına kadar geniş bir yelpazedeki ısırmaların bir kısmının çok önemsiz olduğunu belirten Çimen, şiddetli alerjik reaksiyonlara yol açabilen bazı ısırıkların önem arz ettiğini dile getirdi.

Bazı böcek ısırıklarından bir hafta sonra bile ciddi alerjik reaksiyonların ortaya çıktığını söyleyen Çimen, böcek ısırığına bağlı yaralı enfeksiyonlar ve ciltteki enfeksiyonların kişilere ciddi rahatsızlıklar verdiğini anlattı. Isırıklar sonucunda yanlış uygulamalar yapabildiğini hatırlatan Çimen, “Böcek ısırmasına maruz kalan bazıları bir hekime başvurmak yerine kolonya sürerek bunu gidermeye çalışıyorlar. Yapılan en büyük yanlışlardan biri budur.” dedi.

Genellikle köy yerlerinde hayvan besiciliği ile uğraşan kişilerin ısırmalarda karşı karşıya kaldıklarını bildiren Çimen, “Isırmadan dolayı bir takım enfeksiyonların vücuda bulaşmasından kaynaklanan ensefalit enfeksiyonlarından tutun da basit deri enfeksiyonlarına kadar enfeksiyonlara aracılık ediyor.” diye konuştu.

Enfeksiyonun yanında bir takım alerjik reaksiyonların ortaya çıkabildiğini ifade eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Kadriye Çimen, şu bilgileri verdi: “Böcek ısırmasının olduğu yerde lokal şişme, kızarıklık gibi reaksiyonlar görülebilir. Bunun yanı sıra anaflaktik şok denilen vücutta kas krampları, tansiyon düşüklüğü, midede kasılmalar ve midede bulantılar gibi anaflaktik yan etkiler ile karşılaşılabilir. Bu nedenle böcek ısırıklıklarına karşı tedbir almak gerekir.”

Dermatoloji Uzmanı Dr. Kadriye Çimen, ısırmalara karşı alınması gereken tedbirler konusunda da uyarılarda bulundu. Çimen, piknik alanı gibi gezi yapılacak olan yerlere gidilirken giysilere dikkat edilmesini istedi. Vücudu kapatacak giysiler giyilmesi gerektiğini hatırlatan Çimen, “Parlak giysilerden kaçınılması, çiçek kokusu gibi kokulardan uzak kalınması gerekiyor. Ayrıca yiyecek ve içeceklerin üstünün açık kalmaması lazım. Özellikle yaz aylarında seyahat ederkenarabacamlarının açık olmasından dolayı bu olaylar ile sık karşılaşılıyor. Evlerde de açık olan kapı ve pencerelere sineklik takılmalı.” dedi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Kadriye Çimen, dikkate alınmayan bazı ısırıkların aşırı kızarıklığa, kaşınmalara ve o bölgede yerel enfeksiyonlara yol açabildiğini vurguladı.

CİHAN

;
Migren Tarihe Karışabilir

Migren Tarihe Karışabilir

Eklenme Tarihi: 31 Ağustos 2010

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaşam kalitesini en çok düşüren 20 hastalıktan biri olarak gösterdiği migren, yakın gelecekte tarihe karışabilir. Uzun süreden beri migren üzerinde çalışan bir grup bilim adamı, bu hastalığa neden olan geni buldu.

Araştırmaya göre, migrene 8. kromozom üzerindeki belirli bir gen varyasyonu neden oluyor. Modern tıp açısından devrim niteliğinde olan bu keşif, halen migren yüzünden baş ağrısı çeken milyonlarca insan için umut ışığı oldu. Ateşle yanar gibi bir baş ağrısı, görmede bozukluklar, bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassaslık ve benzeri birçok şikayet. Bunlar günümüzde halen kesin bir tedavi yöntemi bulunamayan migren hastalığının başlıca özellikleri. Her yıl 3 milyar dolardan fazla para, migren hastalıklarının tedavisi için harcanıyor. Buna rağmen bugüne kadar kesin bir tedavi yöntemi bulunmuş değil.

Almanya, Hollanda, Finlandiya ve İngiltere’den bilim adamlarının katılımıyla oluşturulan bir heyet, bir süre önce İngiltere’deki Sanger Enstitüsü’nde migrenle ilgili önemli bir araştırma başlattı. Araştırma kapsamında çeşitli ülkelerden 50 binden fazla insanın genetik yapısı incelendi, veriler toplandı, değerlendirmeler yapıldı. Sonuçta migrenin 8. kromozom üzerindeki bir gen varyasyonundan kaynaklandığı ortaya çıktı. Bu varyasyon, sinir hücrelerindeki mesajları beyine iletmeye yarayan ‘glutamate’ kimyasalının yapısında değişikliğe neden oluyor. Bu değişiklik de yıllardır tedavisi bulunamayan migren hastalığını tetikliyor.

Mevcut tedavi yöntemlerinin, migrene ait semptomların kontrol altına alınmasında etkili olduğunu ancak hastalığın kendisini tedavi etmekte yetersiz kaldığını belirten uzmanlar, yeni bulguların migrenin tedavisinde önemli bir katkı sağlayacağına inanıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Sanger Enstitüsü yetkililerinden Dr. Aarno Palotie, “İlk kez bu kadar fazla kişinin genetik yapısını inceleme fırsatı bulduk. Ulaştığımız veriler migreni doğru anlamak için son derece önemli” dedi. Migrenin genetik bir bozukluktan kaynaklandığının bugüne kadar sık sık dile getirildiğini ancak bir türlü tam olarak hangi genden kaynaklandığının ortaya çıkarılamadığını ifade eden Dr. Palotie, kendilerinin bunu başardığını söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2003 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, dünya üzerinde 303 milyon migren hastası var.

;
Dişlerinizde mükemmel temizliğin yolları

Dişlerinizde mükemmel temizliğin yolları

Eklenme Tarihi: 31 Ağustos 2010

Herkes dişlerinin bembeyaz görünmesini, nefesinin ferah kokmasını ister. Bunun için de çeşitli yöntemlere başvurur.

Kimisi dişhekimine giderken, kimi de evde kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışır. Peki, bazı temel kurallara uyarak dişlerinizi her zaman tertemiz tutabileceğinizi biliyor musunuz?

BBC Focus’ta yer alan habere göre, dişlerinizi temizlemenin kolay ve pratik yolları bulunuyor. İşte bu yollar: .

Teknik: Dişlerinizi ileri geri fırçalamayın. Sadece fırçayı aynı nokta üzerinde geri ve ileriye doğru hareket ettirin. Hafif ve dairesel hareket ile her diş üzerinde fırçayı saat yönünde döndürmek daha etkilidir. Yiyeceklerin biriktiği dişeti çizgisine özen gösterin.

Çocukluğumuzdan beri dişlerimizi fırçaladıktan sonra fırçayı durulamamız gerektiği söylenirken, İngiliz Dişhekimliği Birliği fırçanın dik bırakılmasını öneriyor. Diş macunundaki floridin dişlerle temas etmesi, dişlerinizi bakterilerden uzak tutacaktır.

Diş fırçası: Diş fırçası yumuşak mı ya da sert mi olmalı? Elektrikli diş fırçaları mı yoksa normal diş fırçası mı daha iyi? Diş fırçalamak rahatsız edici ve aşındırıcı olabilir. Bu nedenle dişeti hasarını azaltmak için dişhekimleri yumuşak kıllı fırçaları öneriyorlar. Daha yumuşak fırça doğru kullanıldığında dişleri daha beyaz yapar. Küçük ya da orta büyüklükte fırça ağzınızın içindeki en kuytu köşelere bile rahatça girebilir. Buradaki bakteri ve plakları temizleyebilir.

Elektrikli sistemde ise bu fırçaların büyük avantajları yok. Her ikisinde de diş fırçanızı birkaç ayda bir değiştirmelisiniz. Ya da fırçanızın kılları dışarıya doğru kıvrılmaya başladığında değiştirme zamanı gelmiş demektir.

Diş macunu: Macunun içindeki floridin 3 fonksiyonu bulunuyor: Yeni dişleri güçlendiriyor, ağzınızda asit üreten bakterileri yavaşlatıyor ve ağzınızda asit oluşumunu etkisizleştiriyor. Bu etkiyi elde etmek için sadece basit bir florürlü diş macunu satın almalısınız. Ağız hijyeni şirketleri tarafından önerilen diğer elementler de yardımcı olabilir. Ağzınızın dengeli bir PH değerine sahip olması diş erozyonuna yol açan asit gibi problemleri önlüyor.

Bakım: Kola ya da tatlı içecekler asitlidir. Üzerinde beslenen bakteriler daha fazla asit üretiyor. Bu nedenle bu tür içecekler yemek sırasında tüketilmesi öneriliyor. Dilinizi fırçalamak yardımcı olacak, bakterileri uzaklaştıracaktır.

;
Kola? Bir Daha Düşünün

Kola? Bir Daha Düşünün

Eklenme Tarihi: 30 Ağustos 2010

Kolayı çoğumuz düşünmeden tüketiyoruz. Peki, kola içtikten sonra vücudumuzda ne gibi değişiklikler olur?

Prof. Dr. Ayşe Akın bir bardak Kola içtikten sonra vücudumuzda meydana gelen sürecin sağlığımıza etkilerini anlattı.

 

 

İşte bir bardak kolanın dakika dakika zararları…

 
İLK 10 DAKİKA:

* 10 çay kaşığı şeker vücudunuza girer. (Günlük almanız gereken şeker miktarının tamamı kadar)

* Fosforik asit tat alma duyunuzu keser.

* Aşırı şeker yüklemesinden dolayı kusmanızı engeller.

20 DAKİKA:

* Kan şekerinizde ani bir yükselme olur.

* Yüksek miktarda insulin patlamasına neden olur.

* Karaciğeriniz vücudunuzdaki şekeri yağa çevirerek buna bir yanıt verir.

* Bu sadece bir kaç dakika içinde olur.

40. DAKİKA:

* Kafein emilimi tamamlanır.

* Göz bebekleriniz büyür.

* Kan basıncınız yükselir.

* Karaciğeriniz kana daha fazla şeker pompalamaya başlar.

* Beyninizdeki adenozin reseptörleri rehaveti önlemek için bloke olur.

45 DAKİKA:

* Beyninizde dopamin salgısı artar.

* Bu tıpkı eroinin vücuta yaptığı tepkimelere benzer.

60 DAKİKA:

* Kafeinin diüretik özellikleri baş gösterir (tuvalet ihtiyacı gibi).

* Bu da vücutta depolanmış kalsiyum, magnezyum ve çinko’nun da beraberce dışarı atılması demek.

BİR SÜRE SONRA…

* Şeker ihtiyacını tekrar duymaya başlayacaksınız

* Kendinizi halsiz ve bitkin hissedeceksiniz.

* Vücudunuzda kola ile aldığınız bütün su tekrar dışarı atıldığı için susuzluğunuzu tekrar hissedeceksiniz.

* Şeker ihtiyacını takiben, kafein isteği de başlayacak (sigaradaki gibi)

;

DİĞER KOnular

ARŞİV TAKVİMİ

Şubat 2012
PtsSalÇarPerCumCtsPaz
« Kas  
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829