Ağustos, 2010

‘Böcek ısırığına kolonya sürmeyin’

Eklenme Tarihi: 31 Ağustos 2010, Salı

Dermatoloji Uzmanı Dr. Kadriye Çimen, bazıları şiddetli alerjik reaksiyonlara yol açabilen böcek ısırıklarına karşı tedbirler alınması gerektiğini ifade etti. Çimen, böceğin ısırdığı yere kolonya sürülmesinin yanlış olduğunu bildirdi.

Özel BSK Konya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Kadriye Çimen, böcek ısırmaları karşı alınması gereken tedbirlerle ilgili bilgiler verdi.

Basit bir sivrisinek ısırığından akrep sokmalarına kadar geniş bir yelpazedeki ısırmaların bir kısmının çok önemsiz olduğunu belirten Çimen, şiddetli alerjik reaksiyonlara yol açabilen bazı ısırıkların önem arz ettiğini dile getirdi.

Bazı böcek ısırıklarından bir hafta sonra bile ciddi alerjik reaksiyonların ortaya çıktığını söyleyen Çimen, böcek ısırığına bağlı yaralı enfeksiyonlar ve ciltteki enfeksiyonların kişilere ciddi rahatsızlıklar verdiğini anlattı. Isırıklar sonucunda yanlış uygulamalar yapabildiğini hatırlatan Çimen, “Böcek ısırmasına maruz kalan bazıları bir hekime başvurmak yerine kolonya sürerek bunu gidermeye çalışıyorlar. Yapılan en büyük yanlışlardan biri budur.” dedi.

Genellikle köy yerlerinde hayvan besiciliği ile uğraşan kişilerin ısırmalarda karşı karşıya kaldıklarını bildiren Çimen, “Isırmadan dolayı bir takım enfeksiyonların vücuda bulaşmasından kaynaklanan ensefalit enfeksiyonlarından tutun da basit deri enfeksiyonlarına kadar enfeksiyonlara aracılık ediyor.” diye konuştu.

Enfeksiyonun yanında bir takım alerjik reaksiyonların ortaya çıkabildiğini ifade eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Kadriye Çimen, şu bilgileri verdi: “Böcek ısırmasının olduğu yerde lokal şişme, kızarıklık gibi reaksiyonlar görülebilir. Bunun yanı sıra anaflaktik şok denilen vücutta kas krampları, tansiyon düşüklüğü, midede kasılmalar ve midede bulantılar gibi anaflaktik yan etkiler ile karşılaşılabilir. Bu nedenle böcek ısırıklıklarına karşı tedbir almak gerekir.”

Dermatoloji Uzmanı Dr. Kadriye Çimen, ısırmalara karşı alınması gereken tedbirler konusunda da uyarılarda bulundu. Çimen, piknik alanı gibi gezi yapılacak olan yerlere gidilirken giysilere dikkat edilmesini istedi. Vücudu kapatacak giysiler giyilmesi gerektiğini hatırlatan Çimen, “Parlak giysilerden kaçınılması, çiçek kokusu gibi kokulardan uzak kalınması gerekiyor. Ayrıca yiyecek ve içeceklerin üstünün açık kalmaması lazım. Özellikle yaz aylarında seyahat ederkenarabacamlarının açık olmasından dolayı bu olaylar ile sık karşılaşılıyor. Evlerde de açık olan kapı ve pencerelere sineklik takılmalı.” dedi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Kadriye Çimen, dikkate alınmayan bazı ısırıkların aşırı kızarıklığa, kaşınmalara ve o bölgede yerel enfeksiyonlara yol açabildiğini vurguladı.

CİHAN

Eyyvah Eyvah 2′den ilk fotoğraflar

Eklenme Tarihi: 31 Ağustos 2010, Salı

Sezonun gişe rekortmeni filmlerinden ‘Eyyvah Eyvah’ın ikincisi için Çanakkale’nin Ezine İlçesi’ne bağlı Geyikli Beldesi’nde kamera karşısına geçildi. Geçen sezon 2 milyon 448 bin 511 seyirci sayısına ulaşarak ‘sezonun en fazla izlenen filmi’ olan Eyyvah Eyvah’ın ikincisinde tüm oyuncular yerlerini korurken, bazı sürpriz karakterler de ekibe dahil oldu. Senaryosunu Ata Demirer’in yazdığı ve Hakan Algül’ün yönettiği ‘Eyyvah Eyvah- 2’nin önceki günlerde başlayan çekimleri Geyikli’de heyecan yarattı. Ata Demirer, Demet Akbağ, Özge Borak Şakrak, Salih Kalyon, Bican Günalan ve Tanju Tuncel gibi tiyatro ve sinema dünyasının sevilen isimlerinin rol aldığı filmin çekimlerinin 6 hafta süreceği belirtildi.

Geyikli Belediye Başkanı AK Partili Mustafa Çiçek, cadde ortasına kurulan sete gidip Ata Demirer, Demet Akbağ ve yönetmen Hakan Algül’e başarılar dilerken, belde sakinleri de meraklı gözlerle çekimleri izledi.

İlk filmde yarım bırakılan, Hüseyin’in (Ata Demirer) Müjgan’a (Özge Borak Şakrak) aşkını itiraf edip etmeyeceğini, Firuzan’ın (Demet Akbağ) Müjgan’ı Hüseyin’e istemek için geldiği Geyikli’de neler yapacağını merak eden Geyiklililer, “Böylesi bir filmin beldemizde çekilmesinden son derece mutluyuz” dedi.

Migren Tarihe Karışabilir

Eklenme Tarihi: 31 Ağustos 2010, Salı

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaşam kalitesini en çok düşüren 20 hastalıktan biri olarak gösterdiği migren, yakın gelecekte tarihe karışabilir. Uzun süreden beri migren üzerinde çalışan bir grup bilim adamı, bu hastalığa neden olan geni buldu.

Araştırmaya göre, migrene 8. kromozom üzerindeki belirli bir gen varyasyonu neden oluyor. Modern tıp açısından devrim niteliğinde olan bu keşif, halen migren yüzünden baş ağrısı çeken milyonlarca insan için umut ışığı oldu. Ateşle yanar gibi bir baş ağrısı, görmede bozukluklar, bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassaslık ve benzeri birçok şikayet. Bunlar günümüzde halen kesin bir tedavi yöntemi bulunamayan migren hastalığının başlıca özellikleri. Her yıl 3 milyar dolardan fazla para, migren hastalıklarının tedavisi için harcanıyor. Buna rağmen bugüne kadar kesin bir tedavi yöntemi bulunmuş değil.

Almanya, Hollanda, Finlandiya ve İngiltere’den bilim adamlarının katılımıyla oluşturulan bir heyet, bir süre önce İngiltere’deki Sanger Enstitüsü’nde migrenle ilgili önemli bir araştırma başlattı. Araştırma kapsamında çeşitli ülkelerden 50 binden fazla insanın genetik yapısı incelendi, veriler toplandı, değerlendirmeler yapıldı. Sonuçta migrenin 8. kromozom üzerindeki bir gen varyasyonundan kaynaklandığı ortaya çıktı. Bu varyasyon, sinir hücrelerindeki mesajları beyine iletmeye yarayan ‘glutamate’ kimyasalının yapısında değişikliğe neden oluyor. Bu değişiklik de yıllardır tedavisi bulunamayan migren hastalığını tetikliyor.

Mevcut tedavi yöntemlerinin, migrene ait semptomların kontrol altına alınmasında etkili olduğunu ancak hastalığın kendisini tedavi etmekte yetersiz kaldığını belirten uzmanlar, yeni bulguların migrenin tedavisinde önemli bir katkı sağlayacağına inanıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Sanger Enstitüsü yetkililerinden Dr. Aarno Palotie, “İlk kez bu kadar fazla kişinin genetik yapısını inceleme fırsatı bulduk. Ulaştığımız veriler migreni doğru anlamak için son derece önemli” dedi. Migrenin genetik bir bozukluktan kaynaklandığının bugüne kadar sık sık dile getirildiğini ancak bir türlü tam olarak hangi genden kaynaklandığının ortaya çıkarılamadığını ifade eden Dr. Palotie, kendilerinin bunu başardığını söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2003 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, dünya üzerinde 303 milyon migren hastası var.

Dişlerinizde mükemmel temizliğin yolları

Eklenme Tarihi: 31 Ağustos 2010, Salı

Herkes dişlerinin bembeyaz görünmesini, nefesinin ferah kokmasını ister. Bunun için de çeşitli yöntemlere başvurur.

Kimisi dişhekimine giderken, kimi de evde kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışır. Peki, bazı temel kurallara uyarak dişlerinizi her zaman tertemiz tutabileceğinizi biliyor musunuz?

BBC Focus’ta yer alan habere göre, dişlerinizi temizlemenin kolay ve pratik yolları bulunuyor. İşte bu yollar: .

Teknik: Dişlerinizi ileri geri fırçalamayın. Sadece fırçayı aynı nokta üzerinde geri ve ileriye doğru hareket ettirin. Hafif ve dairesel hareket ile her diş üzerinde fırçayı saat yönünde döndürmek daha etkilidir. Yiyeceklerin biriktiği dişeti çizgisine özen gösterin.

Çocukluğumuzdan beri dişlerimizi fırçaladıktan sonra fırçayı durulamamız gerektiği söylenirken, İngiliz Dişhekimliği Birliği fırçanın dik bırakılmasını öneriyor. Diş macunundaki floridin dişlerle temas etmesi, dişlerinizi bakterilerden uzak tutacaktır.

Diş fırçası: Diş fırçası yumuşak mı ya da sert mi olmalı? Elektrikli diş fırçaları mı yoksa normal diş fırçası mı daha iyi? Diş fırçalamak rahatsız edici ve aşındırıcı olabilir. Bu nedenle dişeti hasarını azaltmak için dişhekimleri yumuşak kıllı fırçaları öneriyorlar. Daha yumuşak fırça doğru kullanıldığında dişleri daha beyaz yapar. Küçük ya da orta büyüklükte fırça ağzınızın içindeki en kuytu köşelere bile rahatça girebilir. Buradaki bakteri ve plakları temizleyebilir.

Elektrikli sistemde ise bu fırçaların büyük avantajları yok. Her ikisinde de diş fırçanızı birkaç ayda bir değiştirmelisiniz. Ya da fırçanızın kılları dışarıya doğru kıvrılmaya başladığında değiştirme zamanı gelmiş demektir.

Diş macunu: Macunun içindeki floridin 3 fonksiyonu bulunuyor: Yeni dişleri güçlendiriyor, ağzınızda asit üreten bakterileri yavaşlatıyor ve ağzınızda asit oluşumunu etkisizleştiriyor. Bu etkiyi elde etmek için sadece basit bir florürlü diş macunu satın almalısınız. Ağız hijyeni şirketleri tarafından önerilen diğer elementler de yardımcı olabilir. Ağzınızın dengeli bir PH değerine sahip olması diş erozyonuna yol açan asit gibi problemleri önlüyor.

Bakım: Kola ya da tatlı içecekler asitlidir. Üzerinde beslenen bakteriler daha fazla asit üretiyor. Bu nedenle bu tür içecekler yemek sırasında tüketilmesi öneriliyor. Dilinizi fırçalamak yardımcı olacak, bakterileri uzaklaştıracaktır.

Google Leb demeden Leblebiyi Anlayacak

Eklenme Tarihi: 30 Ağustos 2010, Pazartesi

Dünyanın en çok kullanılan arama motoru Google, arama terimi yazıldığı anda sonuçları sayfada gösteren yeni ve hızlı bir uygulamayı test ediyor.

Google’dan çılgın bir yenilik daha

Kullanıcılar bu sistem sayesinde, ‘ara’ (search)’e tıklamadan istenilen terim ile ilgili sonuçları anında görebilecek.

İngiltere’deki bir arama motoru optimizasyonu (SEO) Rob Ousbey’in yayınladığı video görüntülerine göre, Google, arama terimi daha yazılırken sonuçları sunmaya ve yazdıkça değiştirmeyi sağlayan bir deney üzerinde kafa yoruyor.

Konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmayan Google, çıkan haber üzerine “terim yazılırken sonuçlandırma” teknolojisi üzerinde çalıştıklarını doğruladı. Google yetkilileri, TechCrunch’a yaptığı açıklamada, sistemin henüz test aşamasında olduğunu, 50 – 200 arama deneyi yürüttüklerini duyurdu.

Google, bu teknoloji sayesinde, terim daha yazılırken listelenen “arama önerileri” teknolojisinin bir adım daha önüne geçmeyi amaçlıyor. Google CEO’su Eric Schmidt, geçtiğimiz günlerde The Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada, “Aslında insanların, Google’ın onların sorularına yanıt vermesini istediğini düşünmüyorum. İnsanlar Google’dan, bir dahaki adımlarının ne olması gerektiğini söylemesini istiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Microsoft Office 2010 Türkçe Çıktı

Eklenme Tarihi: 30 Ağustos 2010, Pazartesi

 Geçtiğimiz Mayıs ayında kurumsal müşterilere sunulan Microsoft Office 2010, bugünden itibaren tüm Türkiye’de Türkçe olarak satışa sunuluyor. Evde, ofiste ve okulda herkesin hayatını kolaylaştıran özellikleri ile Microsoft Office 2010, bireysel kullanıcılar ve işletmeler için üç farklı paket halinde kullanıcılarla buluşuyor.

Beta sürümünü 8 milyon kullanıcının test ettiği Microsoft Office 2010 bugünden itibaren tüm Türkiye’de Türkçe olarak satışa sunuluyor. Kurumsal müşterilerin Mayıs ayından beri kullandığı Office 2010, bugünden itibaren teknoloji marketlerinde ve Microsoft işortaklarında Türkçe olarak satışa sunuluyor. Bireysel kullanıcılar ve işletmelere yönelik üç farklı paketi bulunan Office 2010 Türkçe’nin hayatı kolaylaştıran özellikleri, yenilikçi teknolojileri ve zengin araçları bütün kullanıcılara çok geniş bir ufuk açıyor. Microsoft’un Word, Excel gibi uygulamaların web tabanlı olarak kullanılmasını sağlayan Office Web Apps ise Aralık ayında Türkçe olarak sunulacak.

Microsoft Office 2010, kullanıcıların işte, evde veya okuldaki çalışmalarını en iyi şekilde yürütmeleri için güçlü ve yeni araçlar sunuyor. Kullanıcı bilgisayardan uzak olduğu zaman Web tarayıcısı veya bir akıllı telefon üzerinden Office dosyalarına erişebilirken, aynı zamanda düzenlemeler de yapabiliyor. Farklı yerlerdeki kullanıcıların da aynı anda dosya paylaşarak ve düzenleyerek birlikte çalışmalarını kolaylaştıran Office 2010, yükseltilmiş güvenliği ve güçlendirilmiş performans yenilikleriyle de kullanıcıların verimliliğini artırıyor.

Bireylere ve kurumlara verimlilik artışı sunan Microsoft Office 2010, kullanıcılara önemli yenilik ve değişikliklerle birlikte geliyor. Yeni bilgisayarlar ile birlikte Microsoft Office’i denemek ve satın almak oldukça kolaylaşıyor. Microsoft’un not defterlerinin yerini almasını hedeflediği dijital not alma uygulaması OneNote ise artık tüm paketler ile birlikte sunuluyor.

Yeni bir bilgisayar satın alınırken Office 2010’u da uygun maliyetle satın alınabilmesi için Microsoft, Ürün Anahtarı Kartı (Product Key Card – PKC) adı verilen yeni bir ürünü piyasaya sürüyor. Bilgisayar alımından bağımsız olarak herhangi bir zamanda satın alınabilen PKC, Office 2010 imajı önceden yüklenmiş yeni bilgisayarlarda, satın alınan paketin hızlıca kullanımını sağlıyor.

Farklı ihtiyaçlara üç farklı paket

Office 2010 bireysel kullanıcılar ve işletmeler için üç ayrı paket halinde satışa sunuluyor. Office Ev ve Öğrenci 2010 öğrencilerin, evde bilgisayar kullananların yaşamlarını kolaylaştırmak için hazırlandı. Bu paketle öğrencilerin evde çalışmaları ve birlikte ödev yapmaları çok kolaylaşıyor. Bu sürümde Word, Excel, PowerPoint ve OneNote uygulamaları bulunuyor. Aynı hanede üç farklı bilgisayara kurulabilen sürüm, ticari amaçlar için kullanılamıyor.

KOBİ’lere yönelik olarak özel bir fiyatla sunulan Office Ev ve İş 2010 paketi ise mali analizler, teklif hazırlama, güvenli e-posta, müşteri sunumları hazırlama ve toplu e-posta gönderimi gibi ihtiyaç duyulan tüm temel işlemleri gerçekleştiriyor. Office Ev ve İş 2010 Word, Excel, PowerPoint, OneNote ve Outlook uygulamalarını da içeriyor.

Office Professional 2010 ise Office’ten en fazla verimi alabilmek için tasarlanmış bir ürün olarak veritabanı uygulaması Access ile işletmelerin temel uygulama ve geliştirme ihtiyaçlarını karşılıyor. Bir kullanıcının ana ve taşınabilir PC’lerine yüklenebilen Office Professional 2010′da Word, Excel, PowerPoint, OneNote, Outlook, Access ve Publisher uygulamaları bulunuyor.

Ürün Anahtarı Kartını Al; Tam Sürümü Çalıştır

Office 2010 için Ürün Anahtarı Kartı (Product Key Card – PKC), Kutu Ürün (FPP) ve kurumlar için Toplu Lisanslama olarak üç farklı lisanslama yöntemi bulunuyor. Yeni bir lisanslama yöntemi olan Ürün Anahtarı Kartı satın alınan paketi bilgisayarda etkinleştiriyor. Office 2010 imajı önceden yüklenmiş yeni bilgisayarlar için tasarlanan PKC,  kutu ürünlere göre fiyat avantajı sunuyor. Microsoft Office Ev ve Öğrenci 2010, Microsoft Office Ev ve İş 2010 ve Microsoft Office Professional 2010 ile kullanılabilen PKC, imaj ön yüklü bilgisayar için yalnızca 1 etkinleştirme sağlıyor.

Bir tıkla Office 2010 güncellemesi

Word ve Excel’in limitli sürümlerini içeren ve bir reklam penceresi bulunan Office Starter 2010, yalnızca yeni PC’ler ile birlikte sunuluyor. Microsoft Works’ün yerini alacak olan Office Starter 2010, yeni bilgisayar açılır açılmaz kullanılabiliyor. Kullanıcıların daha sonra Ürün Anahtarı Kartı veya Kutu Ürün ile tam sürüm Office paketine geçiş yapmaları mümkün oluyor.

Office 2010′un deneme sürümü ise www.office.com adresinden indirilebiliyor. Yeni deneme yöntemi “Tıkla-Çalıştır” ile kurulum yapmaya gerek kalmıyor. “Tıkla-Çalıştır”, Internet’e bağlanıldığında otomatik olarak kullanılan özelliği indiriyor. Tıkla-Çalıştır sayesinde önceki Office sürümü kullanılırken, istendiği takdirde 2-3 dakikada Office 2010′u kullanmak mümkün hale geliyor.

Office 2010 yazılımları ile PC, Internet ve mobil platformlarda sağlanan çalışma kolaylıkları hakkında merak edilen her türlü sorunun yanıtı www.officeheryerde.com adresinde bulunuyor.

Mozilla Firefox Turbo 4.0 Testte

Eklenme Tarihi: 30 Ağustos 2010, Pazartesi

Ekran kartınızın kullanan yeni Firefox 4 Beta 4

Mozilla tam gaz: Firefox’un yeni sürümü 4′e giden yolda son adımlarından biri olan Beta 4 kullanıcıların beğenisine sunuldu. Bilgisayarınızdaki donanımın gücünden yararlanan bu yazılım web sayfalarını ve beraberindekileri artık çok daha hızlı bir biçimde ekrana getirebiliyor. Ekran görüntümüzden de anlaşılabileceği gibi yeni Firefox özellikle de grafik ağırlıklı içerikleri donanımsal hızlandırma ile çok daha hızlı işliyor.

Firefox, Chrome ya da Safari kullanmanız fark etmiyor: örneğimizde yer alan fotoğraflar büyük küçülürken ya da kaybolup ortaya çıkarken en iyi bilgisayar bile tökezleyebiliyor zira tarayıcılar bilgisayarın tam gücünü kullanmıyorlar. İşte tam da burada Firefox 4 Beta 4 devreye giriyor ve yeni tekniğin nerelerde etkili olduğunu gösteriyor: resmi isteğiniz şekle sokun, tarayıcı en ufak tekleme dahi göstermiyor. Bunun altında yatan Windows teknolojisi ise metinleri ve grafikleri hızlıca hesaplayan Direct2D.

Mozilla Firefox 4.0 Beta Turbo Özellikli indir

Kola? Bir Daha Düşünün

Eklenme Tarihi: 30 Ağustos 2010, Pazartesi

Kolayı çoğumuz düşünmeden tüketiyoruz. Peki, kola içtikten sonra vücudumuzda ne gibi değişiklikler olur?

Prof. Dr. Ayşe Akın bir bardak Kola içtikten sonra vücudumuzda meydana gelen sürecin sağlığımıza etkilerini anlattı.

 

 

İşte bir bardak kolanın dakika dakika zararları…

 
İLK 10 DAKİKA:

* 10 çay kaşığı şeker vücudunuza girer. (Günlük almanız gereken şeker miktarının tamamı kadar)

* Fosforik asit tat alma duyunuzu keser.

* Aşırı şeker yüklemesinden dolayı kusmanızı engeller.

20 DAKİKA:

* Kan şekerinizde ani bir yükselme olur.

* Yüksek miktarda insulin patlamasına neden olur.

* Karaciğeriniz vücudunuzdaki şekeri yağa çevirerek buna bir yanıt verir.

* Bu sadece bir kaç dakika içinde olur.

40. DAKİKA:

* Kafein emilimi tamamlanır.

* Göz bebekleriniz büyür.

* Kan basıncınız yükselir.

* Karaciğeriniz kana daha fazla şeker pompalamaya başlar.

* Beyninizdeki adenozin reseptörleri rehaveti önlemek için bloke olur.

45 DAKİKA:

* Beyninizde dopamin salgısı artar.

* Bu tıpkı eroinin vücuta yaptığı tepkimelere benzer.

60 DAKİKA:

* Kafeinin diüretik özellikleri baş gösterir (tuvalet ihtiyacı gibi).

* Bu da vücutta depolanmış kalsiyum, magnezyum ve çinko’nun da beraberce dışarı atılması demek.

BİR SÜRE SONRA…

* Şeker ihtiyacını tekrar duymaya başlayacaksınız

* Kendinizi halsiz ve bitkin hissedeceksiniz.

* Vücudunuzda kola ile aldığınız bütün su tekrar dışarı atıldığı için susuzluğunuzu tekrar hissedeceksiniz.

* Şeker ihtiyacını takiben, kafein isteği de başlayacak (sigaradaki gibi)

Kurtlar Vadisi Filistin’den Sonra iki Film Daha Yandı

Eklenme Tarihi: 30 Ağustos 2010, Pazartesi
“Kurtlar Vadisi Filistin” filminin ardından iki sinema filmi daha aynı akıbete uğradı
“Kurtlar Vadisi Filistin”in ardından bu kez de Özcan Deniz’in “Ya Sonra” ile “Sultanın Sırrı” filmleri de laboratuvar işlemleri sırasında yandı. İki filmin de yanan sahneleri yeniden çekilecek.

10 milyon dolar bütçeli “Kurtlar Vadisi Filistin”in negatif filmlerinin laboratuvar işlemi sırasında yanlış kimyasalların kullanılması sonucu yanması geçtiğimiz günlerde olay yaratmıştı. İki tane daha uzun metrajlı filmin Sinefekt’te aynı olaya kurban gittiği ortaya çıktı. Biri Özcan Deniz’in meslektaşı Mahsun Kırmızıgül gibi hem yapımcılığını hem senaristliğini yaptığı yeni filmi “Ya Sonra”. Deniz’in veterineri, Deniz Çakır’ın ise bir mimarı canlandırdığı filmin önemli bir kısmı laboratuvar işlemleri sırasında yandı. Bu yüzden büyük zarara uğrayan Deniz’in zararı tazmin etmek için harekete geçtiği öğrenildi. Filmin Antalya’da çekilen yanan sahnelerinin tekrarının ise İstanbul’da çekilmesine karar verildi.

Lağım sahneleri yeniden çekilecek

Kaza kurbanı olan diğer film ise “Sultanın Sırrı”. Aralık ayında gösterime girecek olan ve “İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı” tarafından desteklenen filmde II. Abdülhamit’e ait bir sırrın peşinde koşan Amerikan ajanının mücadelesini anlatıyor. Başrollerini Amerikalı Mark Dacascos, Emanuel Betencourt, Sinan Albayrak, Zeynep Beşerler gibi oyuncuların paylaştığı filmde, yapımcı firma yabancı oyuncuların da bulunduğu sahnelerin yanması yüzünden çok zor durumda kaldı. Yanan bölümlerin ise çoğunlukla filmin dehlizlerde ve lağımlarda yapılan çekimler olduğu öğrenildi.

Zeynep Beşerler “En zor sahneler yandı. Mecburen yeniden çekilecek” dedi.

Sex Hakkında Bilmediğimiz Yeni Şeyler

Eklenme Tarihi: 29 Ağustos 2010, Pazar

Son dönemde seks hakkında doğru bildiğimiz herşey yine tepetaklak oldu Seks uzmanları şimdilerde yeni şeyler yazıp çiziyor. Men’s Health Dergisi’nde yayınlanan makale yeni numaralar öneriyor.

Eskidi: Eğer hoşlanıyorsa yapmaya devam edin. En yeni: Yeni şeyler denemekten vazgeçmeyin.

Partnerinizin vücudunun hassasiyeti tahrik oldukça artar. İlişki uzmanı Susan Quilliam şöyle diyor: “Yeni hareketler bulup tekrarlayın. Böylece tek bir noktaya saplanıp kalmak yerine düzenli olarak bazı hassas noktaları ziyaret edersiniz.” ‘Aşağı’ ya da ‘yukarı’ gibi aranızda kullanacağız kısa kodlar sayesinde elinizi nereye götüreceğinizi anlayabilirsiniz. Ya da nasıl hissettiğini 1’den 10’a kadar dürüstçe puanlamasını isteyin.

Eskidi: Fanteziler garip kişiler içindir. En yeni: Onun da ara sıra eğlenceye ihtiyacı var.

Seks sırasında erkeklerin aklında sadece yaklaşmakta olan orgazm vardır. Kadınların aklı ise dolanır durur (özellikle de fanteziler arasında). Orgazma ulaşmak için zihnini temizlemesi ve beynindeki korku şalterini aşağı indirmesi gerekir. İşte fantezi tam da bu noktada aklını her şeyden koparmak ve korku merkezini etkisiz hale getirmek için en garanti yoldur. İşler henüz kızışmadan önce onu erotik bir fantezi konusunda cesaretlendirin. Sonrasında ise onu iyice kışkırtmak için kulağına gerekli cümleleri fısıldayın. Bu sayede kendini nasıl kaybedeceğini ve kurduğunuz fantezinin akışına bırakacağını göreceksiniz.

Eskidi: Kontrolü eline al. En yeni: Dizginleri ona verin

Hemen hemen her kültürde seksi erkekler başlatır ve yönlendirir. Ancak bu ataerkil düzeni geride bırakmanın zamanın geldi. Seksin başlangıcını ve yoğunluğunu onun yönlendirmesine izin verin. Bu sayede ikiniz için de en iyisinin hangisi olduğunu kolayca öğrenebilirsiniz. Hem unutmayın o ne kadar çok eğlenirse, siz de o kadar eğlenirsiniz. Özellikle üstte olduğu pozisyonların hâkimiyeti hissetmesi açısından önemli olduğunu da ekleyelim.

Eskidi: Erotik noktaların hepsi bellidir. En yeni: Farklı dokunuşlar farklı sonuçlar doğurur.

Klitoris, vajina ve rahim birbiriyle bağlantı içindedir ve araştırmacılara göre bunlardan herhangi birini uyarmak tüm vücutta etkili bir uyarılmaya neden olur. Quilliam kimilerince U noktası olarak bilinen noktayla (klitoris ve vajina arasında, rahme girişe yakın bir yer) oynamanızı şiddetle tavsiye ediyor. Parmağınızla yumuşak ve dairesel hareketler yapın. Rahimdeki sinirler çok hassastır ve bu noktaları uyarmak normalden farklı bir tahrik sağlayacaktır. Ancak ellerinizin temiz olduğuna emin olun, zira bu bölge enfeksiyona çok açık.

Eskidi: Çabuk bir orgazm En yeni: Yavaşlayın

O doruk noktasına yaklaştığında durmak ve daha sonra kaldığınız yerden devam etmek orgazmın şiddetini artıracaktır. Zira beklemek ve meraklanmak zevk almanın psikolojik seviyesini artırır. Orgazma yakın olduğu zaman sizi uyarmasını isteyin. Öpüşmek ve vücudunun başka noktalarıyla ilgilenmek için birkaç dakikalık bir mola verin. Bunu sık sık tekrar edin. Anı mahvedeceğinizden sakın çekinmeyin, çünkü tahrik olma halinin geçmesi için 5–10 dakika gerekir. O orgazmı kaçırdığını düşünse bile sizin onu tekrar o seviyeye getirmeniz oldukça kolaydır.

Reklâm

Diğer Yazılar

Haber Arşivi

Ağustos 2010
PtsSalÇarPerCumCtsPaz
« Tem Eyl »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031 
Reklâm